Ailemizin Kahramanı Deadpool (ve ekürileri)

*Elif Namlı

Yazıyı okumaya geçmeden önce “SPOİLER” yazan dev bir tabela hayal edin.

İki senelik bekleyişten sonra, sevimli ve geveze anti-kahramanımız Wade Wilson (nam-ı diğer Deadpool) geri döndü. Üstelik bu sefer yalnız da değil. Yani… Başlangıçta yalnız da sonrasında işler sarpa sarınca yepyeni bir ekip kuruluyor. Haydi ikinci filmde neler neler oluyor bir bakalım.

Evet, birinci filmde kavuşana dek deveye hendek atlattıran çiftimiz Wade ve Vanessa bir aradalar, mutlular, hatta ikisinin de işleri iyi gittiğinden artık çocuk da yapalım muhabbetine başlamış durumdalar. Deadpool’umuz aradan geçen zamanda kendini herkese tanıtmış, ünlü bir kahraman olma yolunda, kötü adamları ve organizasyonları bir bir avlıyor. Her şey sıcak, romantik bir süper kahraman aile filmine doğru evrilmek üzere iken tabii ki öyle olmuyor ve Vanessa bir kötü adam kurşununa kurban gidiyor. Wade ise kötü adamların kendisini evine kadar takip ettiğini daha erken fark edemediği ve Vanessa’yı o kurşundan koruyamadığı için kendini suçluyor ve müthiş bir bunalıma sürükleniyor. Üzüntüsünü alkol ile boğmaya çalışan Wade’in yolu değişime uğramış (mutant) bir çocuk olan Russell ile kesişince bambaşka bir ivme kazanıyor. Russell, nam-ı diğer Firefist; değişime uğramış gençleri rehabilite eden bir yetimhanede aslında kendilerine gizliden gizliye ağır işkenceler yapıldığı için dayanamayıp isyan etmiş bir genç mutant. X-Men ekibinden Colossus, Negasonic Teenage Warhead ve onun sevimli kız arkadaşının peşine takılan Deadpool, bu yetimhanenin bahçesinde etrafına ateşler saçan Russell ile karşılaşıyor ve onu ikna çalışmalarına başlıyor. Fakat, suistimal ve tacizin ne demek olduğunu çok iyi bilen kahramanımız, Russell’ın doğru söylediği ve yetimhane müdürü ve çalışanlarının kötü niyetli olduğunu anlıyor ve  Russell’dan yana taraf olup yetimhane çalışanlarından birini de vurunca ortalık karışıyor.

Film, bu noktadan sonra Terminator serisine göz kırpmaya başlıyor. Nasıl? Diyeceksiniz. Şöyle; Deadpool ve Firefist tutuklanıp Ice-Box adı verilen özel yeteneklilerin tutulduğu hapishaneye yerleştiriliyor ve boyunlarındaki tasmalar ile güçleri sıfırlanıyor. Yani Wade’in kanseri geri dönüyor ve Russell intikam ateşiyle içten içe yanmaya devam ediyor. Russell hapishanede kendine güzlü bir yandaş aramaya çıkmışken, Wade çaresiz bir şekilde ölümü ve Vanessa’ya kavuşmayı bekliyor. Vanessa ise Wade’e her ölümle burun buruna geldiğinde görünüp, şimdi değil, önce karşılaştığın olayı çözmelisin mesajını veriyor. Sırf bu yüzden kahramanımız mücadeleye devam ediyor. Olaylar bu denli karışmışken, geçmişten gelen ve amacı Russell’ı katledip geçmişte onun yüzünden kaybettiği ailesine yeniden kavuşmak olan Cable, hapishaneye tam güçle saldırıyor. Russell’ı savunmaya çalışan  Deadpool’u rahatlıkla yeniyor ve Russell’ın peşine düşüyor. O arbedede Deadpool hapishaneden çıkıyor ve taşımadan da kurulmasıyla güçlerine yeniden kavuşuyor. Russell ise içeride kalıyor fakat çabaları da meyvesini veriyor ve hapishanenin en güçlü mutantı olan Juggernaut ile arkadaş oluyor.

 

Deadpool, Cable’ın gücü karşısında sarsıldığı ve Russell’ı korumayı kendine görev bildiği için, X-Force adını verdiği bir mutant ekibi kurmaya karar veriyor. Yapılan görüşmeler sonucunda son derece işe yaramaz bir ekip oluşturan Deadpool, bu ekiple beraber Russell’ı hapishane transfer aracından kurtarmaya girişiyor. Ve tabii ki ekibin hemen hepsini daha planın ilk adımında; araca helikopterden paraşütle atlama esnasında kaybediyor. Burada, The Vanisher olsun, Peter olsun çok eğlenceli karakterler. Ekibe katılır katılmaz ölmeleri üzüyor, ama yapılacak bir “X-Force filminde hepsini görebilecek miyiz?” sorusunu da beraberlerinde getiriyorlar. Gelelim konumuza, Deadpool o sırada ekipten geriye kalan tek karakter olan Domino ile yola devam ediyor. Vakit kısıtlı ve hapishane aracına saldırmakta olan Cable’ı durdurup, Russell’ı oradan kurtarmak zorunda. Bu arada Domino’nun süper gücü süper şanslı olması. Deadpool ikide bir öyle bir süper güç olamayacağını söyleyip dalgasını geçse de biz gayet geçerli bir süper güç olduğunu defalarca görüyoruz. Öyle ki Deadpool olay yerine varıncaya kadar Domino tek başına hapishane aracına varıyor, aracın kontrolünü ele geçiriyor ve Cable’ı -tabii ki şansıyla- oyalıyor. (Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim; Domino gerçekten çok şahane bir karakter, umarım gelecekte de kendisini sık sık görürüz.) Deadpool araca vardığında, Cable ile arasında müthiş bir kavga yaşanıyor ve o esnada Russell ile yeni arkadaşı Juggernaut kaçıyorlar. Tabii ki hedefleri belli: yetimhanenin müdürünü öldürüp Russell’ın intikamını almak. Artık işler iyice sarpa sardığından, Deadpool da Russell’a arka çıkan Juggernaut tarafından ortadan çat diye ikiye bölündüğünden, kahramanlarımızın sürekli savaşıp dövüşmek yerine: “Bu olayı nasıl çözebiliriz peki?” konulu bir toplaşma yapması kaçınılmaz oluyor. Cable derdini ve neden Russell’ın peşinde olduğunu açıklıyor, Deadpool onun henüz bir çocuk olduğunu ve yok etmek yerine psikolojisini düzeltebileceklerini savunuyor. Neticede durumu toparlamak üzere Domino, Cable ve Deadpool birlik oluyorlar. Yetimhanede geçen bir çok aksiyon sahnesi sonunda; Juggernaut, Colossus ve diğerleri tarafından yenilirken, Deadpool, Russell için kendini feda ediyor ve onun da sevilmeye layık biri olduğunu kanıtlayarak içten içe yanan ateşini dindirmeyi başarıyor. (O sırada Cable, geleceğe gidip Deadpool’un kostümüne uğurlu jetonunu yerleştiriyor ve Cable’ın atacağı kurşun bu şekilde engellenmiş oluyor). Bu şekilde hem kendini feda ederek hapishane tasması taktığı halde Cable’ın attığı kurşunun önüne atlayan Deadpool ölmemiş oluyor hem de Russell sevgiyi ve fedakarlığı öğrenmiş oluyor. Hem şimdiki zaman hem de gelecek kurtuluyor.

Bu noktada, Cable henüz geleceğe dönmek istemediğini, bir süre daha buralarda takılmak istediğini söyleyerek üçüncü filmde de bizlerle olacağının sinyalini vererek mutlu ediyor.

 

Ve geldik after-credits sahnelerine. Yani film böyle mi biter yahu peki şu ne oldu bu ne oldu diye sorduğumuz, yazıların akmaya başladığı anda karşımıza çıkardıkları sürprizler kısmına ki bence bunlar filmin en önemli sahnelerinden. İlk olarak, Cable’ın zaman yolculuğu aletini onaran Negasonic Teenage Warhead’i görüyoruz, Deadpool, geçmişi düzeltmeye niyetli olarak aleti alıyor. Elbette ilk iş olarak Vanessa’nın vurulmasını engelliyor ve hepimiz rahat bir nefes alıyoruz (en azından ben aldım).

İkinci olarak X-Force olarak helikopterden atladıkları sahneye dönüyor ve Peter’ın hayatını kurtarıyor. Yok yoluna giden diğer üyeleri de kurtardığını tahmin ediyoruz.

Deadpool bu, işi tadında bırakacak değil elbette. Üçüncü geri dönüşünü X-Men Origins: Wolverine filminin sonlarına doğru geçen bir sahneye uğrayarak yapıyor ve o filmde oynayan ve nefret edilen Deadpool karakterini öldürüyor. Hem de emin olmak için defalarca ateş ederek.

Bir sonraki geri dönüşü bütün salonu kırıp geçiriyor (en azından seyircilerden artakalanları). Bu sahnede, Ryan Reynolds’ı Green Lantern senaryosunu okur ve mutu mesut bir şekilde ‘oh ya sonunda büyükler ligindeyim’ derken görüyoruz. Deadpool arkadan yaklaşıp Reynolds’u kafasından vuruyor ve ‘bir şey değil, Kanada’ diyor. (2011’de gösterilen Green Lantern filmi hiç beğenilmemiş ve çok kötü bir düşüş yaşamıştı. Kanadalı aktör Reynolds, bu filminden hep ‘en büyük pişmanlığım’ diye bahseder).

Ve sonuçta diyebiliriz ki…

Film, gerek Logan’a ve X-Men karakterlerine yapılan göndermelerle olsun, gerekse taksi şöfürü Dopinder ile yaşanan komik diyaloglarla olsun her sahnede güldürüyor, eğlendiriyor ve izleyiciyi hiç boş bırakmıyor. Sevginin ve fedakarlığın gücünün de işlendiği bu ikinci filminde Deadpool’un bambaşka bir tarafını daha görmüş olduk. Hem hayatının kadını Vanessa için hem de Russell için canını bile ortaya koyacak şekilde çabalarken çok net bir şekilde; umursamaz, acılarıyla ve her şeyle sonuna kadar dalga geçen, hoyrat görünümünün yanında aslında ne kadar sevecen ve yumuşak biri olduğunu izledik. Bence diyebiliriz ki; Deadpool 2’de insanları kolayca harcamak yerine düzeltmek için bir şans verilmesinin ne kadar önemli olduğunun da altı çiziliyor. Bir sonraki Deadpool macerasında görüşmek üzere.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir